Koronaya karşı koruyucu aşılama
08:36 · 18 Ağustos 2021

Toplumsal korunma: Dayanışma koronavirüs pandemisinde neden bu kadar önemlidir?

Koronaya karşı koruyucu aşılama sadece aşılananları muhtemelen ağır seyredecek COVİD-19 hastalıklarına karşı korumakla kalmaz. Ne kadar çok insan aşılanırsa, aşılanması mümkün olamayan o kadar fazla sayıda insan için de koruma sağlanmış olur. Bu toplumsal bağışıklığın ne kadar önemli olduğu ve bu bağışıklığa nasıl ulaşabileceğimiz sorularının yanıtlarını bu makalede bulabilirsiniz.

Kişi kendini aşılarla korur.

Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için: İşte dayanışmanın ifadesi olan bu prensip pandemiyle mücadelede de belirleyici bir rol oynar. Çünkü ne kadar çok insan, aşı olarak kendisini enfeksiyonlara ve dolayısıyla koronavirüs bulaşarak hastalığa yakalanmaya karşı korursa, virüsün karşısına o kadar çok sayıda artık hastalığın bulaşması mümkün olmayan kişi çıkacaktır; dolayısıyla yayılma ihtimali de o ölçüde düşecektir. Bu duruma toplumsal korunma ve sürü bağışıklığı adı verilir.

Sürü bağışıklığı adı verilen bu toplumsal bağışıklığa ulaşmak, aşılanmaları mümkün olmayan insanları da ağır seyretmesi muhtemel COVİD-19 hastalıklarına karşı korumak açısından önem taşır. Bunlar arasında örneğin koronaya karşı koruyucu aşı yaptırmalarına henüz izin verilmemiş olan yaştaki çocuklar veya sağlık nedenleriyle veya aşı maddesinin bileşenlerine karşı alerjileri bulunduğu için aşı yaptıramayan kişiler yer alır.

Aşılanma toplumsal bağışıklığa ulaşma fırsatını büyütüyor

Toplumsal korunmaya veya sürü bağışıklığına ne zaman ulaşılabileceği sorusunun cevabı, kimisi değişken birçok faktöre bağlı: Bunun hesaplanmasında gözetilmesi gereken başlıca değerlerden biri, temel reprodüksiyon (yeniden üretim) sayısıdır. Bu sayı, hastalığa yakalanmış olan bir kişinin, tamamen korunmasız bir toplumda başka kaç kişiye hastalığı bulaştırmasının mümkün olduğunu gösterir. Ancak sürü bağışıklığına ne zaman ulaşılacağı sorusu, nüfusun yoğunluğu, insanların aralarındaki temas konusuna yaklaşımı, virüs varyantlarının ortaya çıkması, aşılamanın kabul görmesi ve hızı gibi diğer faktörlere de bağlıdır.

Aşılanma oranı toplumsal korunmayı etkiler

Mümkün ölçüde kısa sürede çok sayıda insanı koruyabilmek için, Almanya’da her gün koronaya karşı koruyucu aşı yaptıranların sayısı artıyor. Bu sayının şu an itibarıyla kaça çıktığını, Almanya’daki aşılama kampanyasında kaydedilen ilerlemeyi gösteren aşı paneli adındaki sayaçtan takip edebilirsiniz. Uzmanlar, bu sayede bugüne dek çok sayıda muhtemelen ağır seyredecek veya ölümle sonuçlanacak olan hastalık vakasını engellemenin mümkün olduğunu düşünüyor. ndiğini varsayıyor. Aşı maddelerinin etkinliği konusundaki daha geniş bilgiyi, her aşı maddesine ilişkin hazırlanmış ürün bilgilendirmelerinde bulabilirsiniz (BioNTech/Pfizer’in ürettiği Comirnaty®, Moderna’nın ürettiği Spikevax®, AstraZeneca’nın ürettiği Vaxzevria® ve Johnson & Johnson’un ürettiği Janssen® - bu bilgiler sadece İngilizcedir). Robert Koch Enstitüsü, matematiksel modelleme senaryoları ile halka yönelik gözleme çalışmalarının sonuçlarını yayınladı. Bu çalışmalarda Almanya’da korona pandemisinin yayılmasının önlemek için aşılamada hangi oranların yakalanması gerektiği sorusu incelendi. Bu modelleme senaryolarında ayrıca, ulaşılan aşılama oranı ile bir haftada yüz bin kişide görülen ortalama COVİD-19 vaka sayısı ve yoğun bakım yataklarının doluluk oranı arasındaki bağlantılar da simülasyon yoluyla incelendi ve farklı faktörlerin aşılama oranıyla yaratılan etkiler üzerindeki etkisi hakkında çeşitli araştırmalar yapıldı. Söz konusu modelleme çalışması, aşılama oranının yüzde 65’ten yüzde 75’e çıkmasının bile tek başına vaka sayılarının gelecekte nasıl gelişeceği konusunda önemli bir fark yaratacağını gösterdi. PDF formatındaki bültene buradan ulaşabilirsiniz (Bu içerik sadece Almanca olarak hazırlanmıştır).

Gerçi Almanya’da kullanım onayı almış olan COVİD-19 aşı maddelerinin hepsi, her birey açısından hastalığa karşı etkili bir koruma sağladığını vaat ediyor. Ancak aşılananlar yine de dikkati elden bırakmamalı ve özellikle de virüs varyantlarının yayıldığını göz önünde bulundurarak önlemlere uymaya özen göstermelidir. Çünkü insanlara aşılanmış olsa bile koronavirüsün yayılmasına katkıda bulunmaları mümkündür.

Aşılanmış olanlar da koruyucu önlemlere uymalıdır

Araştırmaların ortaya çıkardığı verilere göre, aşılanmış olanlar virüsler karşılaştıklarında büyük bir ihtimalle hastalığa yakalanmayacaktır. Ancak yine de başka kişilere virüsü bulaştırmalarının mümkün olup olmadığı veya ne ölçüde bulaştırıcı oldukları soruları henüz kesin olarak yanıtlanmamıştır. Böylesi bir durumda aşılanmış bir kişinin, kendisi hastalanmasa bile farkında olmadan virüsün taşıyıcısı olması mümkündür.

Gerçi bugüne kadar elde edilen veriler temelinde, aşılanmasını tamamlamış olanların koronavirüs enfeksiyonu kapmaları halinde düşük bir virüs yükü taşıdıkları varsayımından hareket ediyoruz. Bu durumda virüsü başkalarına bulaştırma riski oldukça düşüktür. Ancak yine de virüsü henüz aşılanmamış başka kişilere bulaştırma ihtimalini tamamen devre dışı bırakmak mümkün değildir. STIKO bu yüzden, sürmekte olan başka araştırmaların henüz tamamlanmadığı günümüz koşullarında aşılanmış olanların da enfeksiyondan korunma önlemlerine uymalarını tavsiye ediyor.

Dolayısıyla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da şuna dikkat etmek gerekiyor: Kendimizi ve başkalarını virüsten korumak için dayanışmayı elden bırakmayalım ve mesafe ve temizlik kurallarına uyalım. Çünkü virüs, herkesin nefes alıp verirken, konuşurken veya hapşırdığı sırada çevreye saçtığı çok küçük damlacıklar (aerosoller) yoluyla başkalarına bulaştırılır.

AHA+L: Bu koruyucu önlemler güvenliği artırır

Mesafeyi korumak

Damlacıklar yoluyla enfekte olmuş bir başka kişiyle temasta bulunma riski, özellikle bir ila iki metrelik mesafede çok daha yüksektir. Ancak en azından 1,5 metrelik mesafeyi koruyanlar, damlacık yoluyla enfeksiyon kapma riskini asgari düzeye düşürürler.

Hijyen kurallarına uyalım

Virüsler ellerimiz vasıtasıyla, yani bir kişiye veya yere dokunduğumuzda da bulaşabilir. Ancak ellerimizi iyice ve düzenle olarak yıkadığımızda, bulaşması olası virüs sayısını etkili bir şekilde düşürmüş oluruz. Özellikle öksürdüğümüzde veya hapşırdığımızda çevremize hızlı bir şekilde ve çok sayıda damlacık saçarız ve yakınımızdaki bir başkası da nefes alırken havadaki bu damlacıkları içine çekebilir. Bu damlacıklar virüs taşıdığında bulaş riski ortaya çıkar. Öksürürken dirseğinin iç tarafını veya bir mendil kullanan kişiler, dolayısıyla bulaş riskini azaltmış olur.

Günlük yaşamda maske kullanmak

Aynı şekilde etkili bir diğer önlem de koruyucu maske takmaktır. Çünkü maske aracılığıyla damlacığın yayılması engellenir, dolayısıyla korunmasız olduğunuz duruma kıyasla damlacıkları daha az yayabilirsiniz. Cerrahi maskeler ve özellikle de FFP2/FFP 3 ve ayrıca KN95/N95 standartlarındaki maskeler üst düzeyde koruma sağlar.

Düzenli olarak havalandırmak

İyi havalandırılmayan iç mekânlarda aerosollerin birikerek bütün mekâna yayılması mümkündür. Bu nedenle damlacık enfeksiyonu riski de son derece yüksek olur. Düzenli havalandırma yaptığımızda mekâna tekrar temiz hava girer ve havadaki aerosol oranı düşer. Bunun sonucunda enfeksiyon riski de geriler.

Aşılama yoluyla tam koruma sağlamaya dikkat edelim

Almanya’da kullanım onayı almış olan aşı maddelerinin büyük çoğunluğu, kapsamlı bir şekilde etkili olabilmeleri için iki doz yapılması gerekiyor (bu durum, bir doz aşının yeterli olduğu Johnson & Johnson’un ürettiği aşı dışındaki bütün aşı maddeleri için geçerli). STIKO tarafından tavsiye edilen, birinci ve ikinci doz aşı arasındaki süre aşı maddesine göre değişiyor. İki doz arasında tavsiye edilen süreler hakkında daha geniş bilgiyi, mRNA aşı maddeleri ve vektör aşı maddeleri hakkında hazırlanmış olan aydınlatıcı broşürlerde bulabilirsiniz. Bir dozdan fazla aşılanmayı gerektiren aşı maddelerinde, ilk dozdan sonraki aşılamaları yaptırmaktan vazgeçilmemelidir. Çünkü ikinci doz aşılama, aşının etkili olması için gerekli güvenceyi sunar ve vücudun virüse karşı en iyi korumayı geliştirmesini sağlar. Ancak son doz aşı yapıldıktan sonra en az 14 gün geçtiğinde, tam koruyucu etki sağlanmış olur. Bunun dışında iki doz aşılama yapıldığında koruyucu etkinin daha uzun süre kalıcı olduğu değerlendirilmektedir. Herkesin korunmasına özen göstermemiz, virüs varyantları (mutasyonlar) nedeniyle enfeksiyon vakalarında yaşanan dinamik gelişmeler göz önünde bulundurulduğunda da önem kazanmaktadır. Çünkü şu kural geçerlidir: enfeksiyon vakalarının sayısı ne kadar düşerse, aşının koruma sunamadığı yeni tehlikeli mutasyonların ortaya çıkma ihtimali de o ölçüde gerileyecektir.

Sizin için ilginç olabilir

12 yaş ve üzerindekilere koronaya karşı koruyucu aşılama: Hangi çocuklar koronaya karşı koruyucu aşı yaptırmalı?

Avrupa Komisyonu, 12 yaş ve üzerindeki çocuklara da uygulanabilecek koronaya karşı ilk koruyucu aşı maddesine kullanım onayı verdi. Peki bu aşı maddesi ne kadar güvenli? Ve hangi çocuklara uygulanması tavsiye ediliyor? Önemli sorularınıza yanıtları burada bulabilirsiniz.

Daha fazla bilgi edin

COVID-19 tedavisi, ilaçlar, uzun vadeli sonuçları

Koronavirüs enfeksiyonunun gerçekleştiği vakaların çoğunda hafif ve ılımlı bir hastalık seyri görülür. Ağır seyreden hastalıkların tedavisi için ise henüz özgül bir tedavi yöntemi yoktur; ancak yine de destekleyici önlemlerin ve kullanılan ilk etken maddelerinin bulunduğuna işaret etmek gerekiyor. Bu makalemizde bu konuda daha geniş bilgiyi okuyabilirsiniz.

Daha fazla bilgi edin

Aşı merkezinde aşılama: Bu konuda bilinmesi gereken en önemli özet bilgiler

Almanya çapında yüzlerce aşı merkezinde koronavirüse karşı koruyucu aşı yapılıyor. Peki aşılama süreci bu merkezlerde nasıl işliyor ve buralarda nasıl randevu alınabilir? En önemli soruların yanıtlarını burada bulabilirsiniz.

Daha fazla bilgi edin